Bel ağrısı, yaşam boyu neredeyse herkesin en az bir kez deneyimlediği, hekime başvurunun en sık nedenlerinden biridir. İyi haber şudur: bel ağrılarının büyük çoğunluğu kas ve bağ dokusu kaynaklı mekanik ağrılardır ve birkaç hafta içinde kendiliğinden ya da basit önlemlerle geriler. Ancak azınlıktaki bir grup hastada bel ağrısı, ileri değerlendirme gerektiren bir sorunun habercisi olabilir. Bu yazıda ikisini birbirinden ayırmaya yardımcı olan işaretleri ele alıyoruz.
Uzun süre oturma, ani ve yanlış yük kaldırma, zayıf karın-sırt kasları, duruş bozuklukları ve kilo fazlası; bel bölgesindeki kas ve bağların zorlanmasına yol açar. Bu tip ağrı genellikle harekete başlarken artar, dinlenmeyle azalır ve bacağa belirgin şekilde yayılmaz. İlk günlerde kısa süreli istirahat, hekim önerisiyle ağrı kesici ve ardından kademeli olarak hareketlenme çoğu zaman yeterlidir; uzun süreli yatak istirahati ise iyileşmeyi geciktirir.
Bel fıtığı tanısı almak, ameliyat olmak anlamına gelmez. Fıtık hastalarının büyük çoğunluğu egzersiz, fizik tedavi ve ağrı yönetimiyle rahatlar; cerrahi, belirli bulguları olan seçilmiş hastalarda gündeme gelir.
Değerlendirme muayeneyle başlar; her bel ağrısında MR gerekmez. Görüntüleme, muayene bulgularının işaret ettiği durumlarda planlanır. Tedavi ise ağrının kaynağına göre kişiselleştirilir: egzersiz ve fizik tedavi, ağrı yönetimi, gerektiğinde girişimsel uygulamalar ve seçilmiş olgularda omurga cerrahisi. Cerrahi kararında belirleyici olan, filmdeki görüntü değil; hastanın yakınmaları, muayene bulguları ve yaşam kalitesidir.
Prof. Dr. Turhan Özler ile ortopedik değerlendirme için iletişime geçin.