Eklemler, ömür boyu kullanmak üzere tek seferlik verilmiş yapılardır ve onları en çok yıpratan şeyler dramatik kazalar değil; fazla kilo, hareketsizlik ve yıllarca tekrarlanan küçük yanlış alışkanlıklardır. İyi haber şu: eklem sağlığını korumak için yapılabilecekler hem bilimsel olarak iyi tanımlanmıştır hem de çoğu kişinin uygulayabileceği kadar basittir.
Düz zeminde yürürken diz eklemine binen yük, vücut ağırlığının yaklaşık üç-dört katına; merdiven inerken daha da fazlasına ulaşır. Bu, basit bir hesapla şu anlama gelir: verilen her 1 kilo, her adımda dizlerden birkaç kilo yük eksiltir. Fazla kilo yalnızca mekanik yükü artırmakla kalmaz; yağ dokusundan salınan maddeler yoluyla eklem kıkırdağını etkileyen düşük düzeyli bir iltihabi ortama da katkıda bulunur. Kireçlenmenin (osteoartrit) en önemli değiştirilebilir risk faktörü kilodur.
Kıkırdağın kendi damar ağı yoktur; beslenmesi eklem sıvısından, eklem sıvısının dolaşımı ise hareketten sağlanır. Yani hareketsizlik kıkırdağı korumaz — tam tersine besinsiz bırakır.
“Dizlerim ağrımasın diye hiç yürümüyorum” yaklaşımı, iyi niyetli ama yanlış bir stratejidir. Eklem çevresindeki güçlü kaslar, ekleme binen yükü paylaşan doğal bir süspansiyon sistemi gibi çalışır. Önemli olan egzersizi doğru seçmektir:
Yeni başlayanlar için altın kural kademeli artıştır: süre ve tempo haftalar içinde yavaş yavaş yükseltilmelidir. Egzersiz sırasında hafif zorlanma doğaldır; ancak saatler süren ağrı ve şişlik, yüklenmenin fazla geldiğinin işaretidir.
Egzersize ve kilo kontrolüne rağmen süren eklem ağrısı, tekrarlayan şişlik, sabahları 30 dakikadan uzun süren tutukluk ya da günlük yaşamı kısıtlayan diz ağrısı ortopedik değerlendirme gerektirir. Erken dönemde yapılan değerlendirme, eklemi korumaya yönelik seçeneklerin en geniş olduğu dönemde yol haritası çizme imkânı verir.
Prof. Dr. Turhan Özler ile ortopedik değerlendirme için iletişime geçin.