Osteoporoz, kemik yoğunluğunun azalması ve kemik yapısının zayıflaması sonucu kemiklerin kolay kırılır hale gelmesidir. En önemli özelliği sessiz ilerlemesidir: çoğu hastada uzun yıllar boyunca hiçbir belirti vermez ve ilk işaretini beklenmedik bir kırıkla gösterir. Ortopedi pratiğinde bu kırıklar en sık kalça, omurga ve el bileğinde görülür.
Sağlıklı bir kemikte basit bir düşme genellikle kırıkla sonuçlanmaz. Osteoporotik bir kemikte ise ev içinde yaşanan düşük enerjili bir düşme, hatta bazen öksürük veya eğilme gibi zorlanmalar bile kırığa yol açabilir. Özellikle ileri yaşta gelişen kalça kırıkları, hareketsizliğe ve bağımsızlık kaybına neden olabildiği için ciddiye alınması gereken bir sağlık sorunudur.
Osteoporozun en güvenilir uyarı işareti, düşük enerjili bir travma sonrası oluşan kırıktır. Böyle bir kırık yaşandıysa kemik sağlığı mutlaka değerlendirilmelidir.
Kemik yoğunluğu ölçümü (DEXA / kemik dansitometri), kemik sağlığını değerlendirmede kullanılan temel yöntemdir. Kimin, ne sıklıkta bu ölçümü yaptırması gerektiği; yaş, menopoz durumu, kırık öyküsü ve risk faktörlerine göre hekim tarafından belirlenir. Değerlendirmede ayrıca D vitamini düzeyi ve kemik metabolizmasını etkileyebilecek diğer durumlar gözden geçirilir.
Osteoporoza bağlı kırıklarda tedavi, kırığın yerine ve hastanın genel durumuna göre planlanır. Özellikle kalça kırıklarında amaç, uygun hastalarda hastayı mümkün olan en kısa sürede ayağa kaldırarak hareketsizliğe bağlı sorunları azaltmaktır. Kırık tedavisinin yanı sıra, yeni kırıkların önlenmesi için kemik sağlığının da ele alınması gerekir.
Prof. Dr. Turhan Özler ile ortopedik değerlendirme için iletişime geçin.