Diz ve kalça ağrısı olan hastaların sıkça sorduğu sorulardan biri, "iğne yaptırayım mı?" sorusudur. Eklem içi enjeksiyonlar, ameliyatsız tedavi seçenekleri arasında yer alır; ancak hepsi aynı şey değildir ve her hastaya uygun değildir. Doğru beklenti, doğru tedavi kadar önemlidir.
Eklem içi enjeksiyonlar genellikle; egzersiz, fizik tedavi, kilo kontrolü ve ağrı kesici tedavilere rağmen şikâyeti süren, buna karşılık henüz cerrahi düşünülmeyen hastalarda değerlendirilir. Amaç, ağrıyı azaltarak hastanın hareketliliğini ve egzersiz yapabilme kapasitesini artırmaktır.
Enjeksiyonlar aşınmış kıkırdağı geri getirmez. Şikâyetleri hafifletmeye ve hareketi kolaylaştırmaya yönelik destekleyici tedavilerdir; etkinliği ve süresi kişiden kişiye değişir.
Eklem içindeki iltihabi süreci ve buna bağlı ağrıyı azaltmayı hedefler. Ağrının belirgin ve iltihabi bulguların ön planda olduğu alevlenme dönemlerinde tercih edilebilir. Etkisi genellikle görece hızlı başlar, ancak kalıcı değildir. Sık tekrarlanması önerilmez; uygulama sıklığı hekim tarafından belirlenir.
Eklem sıvısının kayganlaştırıcı özelliğini desteklemeye yönelik uygulamadır. Genellikle erken–orta evre kireçlenmesi olan hastalarda gündeme gelir. Etkisi kortizona göre daha yavaş ortaya çıkabilir; yanıt hastadan hastaya farklılık gösterir.
Hastanın kendi kanından elde edilen, trombosit yoğunluğu artırılmış plazmanın ekleme uygulanmasıdır. Erken evre kireçlenmede ve bazı tendon sorunlarında değerlendirilir. Bilimsel literatürde etkinliği üzerine çalışmalar sürmektedir; hastaya uygunluğu ayrı ayrı değerlendirilir.
Eklem içi enjeksiyonlar, uygun hastada uygun zamanda uygulandığında tedavi planının faydalı bir parçası olabilir. Hangi yöntemin sizin için uygun olduğu, ancak muayene ve görüntüleme sonrası yapılacak değerlendirme ile belirlenir.
Prof. Dr. Turhan Özler ile ortopedik değerlendirme için iletişime geçin.